merixien's Reviews > Ö³ú²µÃ¼°ù: Her Åžey Parçalanırken Büyümek
Ö³ú²µÃ¼°ù: Her Åžey Parçalanırken Büyümek
by
by

merixien's review
bookshelves: female-authors, read-in-2024, non-fiction, memoir, albania
Mar 27, 2024
bookshelves: female-authors, read-in-2024, non-fiction, memoir, albania
4,5/Bir süredir kitap okuma ve odaklanma konusunda zorlanıyordum. Bu kitap bana o motivasyonu tekrar kazandırdı. Bu yıl okuduklarım arasında beni en çok etkileyen üç kitaptan birisi.
En başından şunu belirteyim eğer ihtiyacınız olan şey bir hikayenin sizi alıp götürmesi ve soluksuz okutmasıysa bu kitabı çok sevmeyebilirsiniz. Çünkü kitap yazarın 1989 ile iç savaşın başladığı 1997 yılları arasında Arnavutluk’ta geçen çocukluk- gençlik anıların kronolojik ilerleyişi üzerinden ülkenin tarihini aktarıyor. Fakat bu tarihi Enver Hoca rejimine maruz kalan bir çocuğun gözünden izlemeniz kitabın en vurucu yanlarından biri. Tıpkı Magda Szabo’nun kitaplarında -özellikle de İza’nın Şarkısı’nda- görülen çocukların beyinlerinin okulda yıkanması ve eğer rejime uygun bir ailenin içinde değilse o aileden uzaklaştırılması, Szabo’nun tabiriyle “küçük askerlere� dönüştürülmesi adım adım görülüyor burada da. İlkokul çağındaki çocukların siyasetle ilişkileri, aileleri üzerindeki denetleyici yaklaşımları, okulda, bir topluluğun arasındayken öğrendikleri şeylerin aile ortamında öğrendiklerinden daha doğru görülmesi ve bu masum itaatın devlet eliyle nasıl parti çıkarları için kullanıldığını okumak, hikayenin gerçekliği yanı başınızda dururken çok daha rahatsız edici hale geliyor. Tabii kitap kişisel anılarla devam etse de bir yandan da Arnavutluk’un İkinci Dünya Savaşı öncesi ile iş savaş süreci arasında geçişlerle ülkenin siyasi ve toplumsal yapısına ve bu yapılardaki değişimlere dair çok fazla bilgiye de sahip oluyorsunuz. Çünkü Lea Ypi’nin ailesi siyasal açıdan hem geçmişle hem de sonrasıyla ilgili çokça farklı bağlara sahip.
Kitap bir bütün olarak çok iyi olsa da son bölümü; ülkesi bir iç savaşa sürüklenmişken ailesinin her bir üyesi için ayrı ayrı endişelenmek zorunda kalan ve bir yandan da geleceğini belirlemeye çalışan bir genç kızın günlüğünden okumak çok zorlayıcıydı. 240 sayfalık bir kitap okumama rağmen sanki 500-600 sayfa okumuş gibi hissediyorum. Bunu kötü anlamda söylemiyorum asla.Kitapta anlatılan şeyler o kadar yoğun ve dolu ki siz okudukça genişliyor adeta. Kitap bittiğinde yazarın günümüzde düşüncelerini ifade ettiği “Sondeyiş� kısmı ise ayrıca kıymetli. Kitap boyunca size düşündürdüğü “özgürlük� kavramına dair bir yeni kol daha ekliyor. Benim gibi, 97 yılında Arnavutluk’ta olanları televizyondan ve gazetelerden görmüş takip etmiş yaşlarda olanlar içinse; çocuk zihniyle uzaktan gördüğü ve anlam vermeye çalıştığı olaylar silsilesine biraz daha içeriden bakmak açısından ayrı bir yere sahip olacaktır. Ben çok sevdim, herkese tavsiye ederim.
En başından şunu belirteyim eğer ihtiyacınız olan şey bir hikayenin sizi alıp götürmesi ve soluksuz okutmasıysa bu kitabı çok sevmeyebilirsiniz. Çünkü kitap yazarın 1989 ile iç savaşın başladığı 1997 yılları arasında Arnavutluk’ta geçen çocukluk- gençlik anıların kronolojik ilerleyişi üzerinden ülkenin tarihini aktarıyor. Fakat bu tarihi Enver Hoca rejimine maruz kalan bir çocuğun gözünden izlemeniz kitabın en vurucu yanlarından biri. Tıpkı Magda Szabo’nun kitaplarında -özellikle de İza’nın Şarkısı’nda- görülen çocukların beyinlerinin okulda yıkanması ve eğer rejime uygun bir ailenin içinde değilse o aileden uzaklaştırılması, Szabo’nun tabiriyle “küçük askerlere� dönüştürülmesi adım adım görülüyor burada da. İlkokul çağındaki çocukların siyasetle ilişkileri, aileleri üzerindeki denetleyici yaklaşımları, okulda, bir topluluğun arasındayken öğrendikleri şeylerin aile ortamında öğrendiklerinden daha doğru görülmesi ve bu masum itaatın devlet eliyle nasıl parti çıkarları için kullanıldığını okumak, hikayenin gerçekliği yanı başınızda dururken çok daha rahatsız edici hale geliyor. Tabii kitap kişisel anılarla devam etse de bir yandan da Arnavutluk’un İkinci Dünya Savaşı öncesi ile iş savaş süreci arasında geçişlerle ülkenin siyasi ve toplumsal yapısına ve bu yapılardaki değişimlere dair çok fazla bilgiye de sahip oluyorsunuz. Çünkü Lea Ypi’nin ailesi siyasal açıdan hem geçmişle hem de sonrasıyla ilgili çokça farklı bağlara sahip.
Kitap bir bütün olarak çok iyi olsa da son bölümü; ülkesi bir iç savaşa sürüklenmişken ailesinin her bir üyesi için ayrı ayrı endişelenmek zorunda kalan ve bir yandan da geleceğini belirlemeye çalışan bir genç kızın günlüğünden okumak çok zorlayıcıydı. 240 sayfalık bir kitap okumama rağmen sanki 500-600 sayfa okumuş gibi hissediyorum. Bunu kötü anlamda söylemiyorum asla.Kitapta anlatılan şeyler o kadar yoğun ve dolu ki siz okudukça genişliyor adeta. Kitap bittiğinde yazarın günümüzde düşüncelerini ifade ettiği “Sondeyiş� kısmı ise ayrıca kıymetli. Kitap boyunca size düşündürdüğü “özgürlük� kavramına dair bir yeni kol daha ekliyor. Benim gibi, 97 yılında Arnavutluk’ta olanları televizyondan ve gazetelerden görmüş takip etmiş yaşlarda olanlar içinse; çocuk zihniyle uzaktan gördüğü ve anlam vermeye çalıştığı olaylar silsilesine biraz daha içeriden bakmak açısından ayrı bir yere sahip olacaktır. Ben çok sevdim, herkese tavsiye ederim.
Sign into Å·±¦ÓéÀÖ to see if any of your friends have read
Ö³ú²µÃ¼°ù.
Sign In »
Reading Progress
March 20, 2024
–
Started Reading
March 20, 2024
– Shelved
March 27, 2024
–
Finished Reading
April 21, 2024
– Shelved as:
female-authors
April 21, 2024
– Shelved as:
read-in-2024
April 21, 2024
– Shelved as:
non-fiction
April 21, 2024
– Shelved as:
memoir
April 21, 2024
– Shelved as:
albania