Bahar's Reviews > Tek Bacaklı Yolcu
Tek Bacaklı Yolcu
by
by

Tek Bacaklı Yolcu: Yabancılaşmanın Ritmi
Herta Müller’in güçlü kalemi daha ilk sayfadan itibaren kendini hissettiriyor. Onun dilinde her kelime, her kırık cümle, her tekrar, hikâyenin ruhuna işlenmiş gibi. Tek Bacaklı Yolcu, okurun gelişigüzel okumasını kabul etmeyen, dikkat isteyen bir roman. Her satırda bir yabancılaşma var; ama her karakterin yabancılaşması farklı. Yoğun olarak kullanılan sembolizm konsantrasyon konusunda çok talepkar.
Ana karakter Irene, Ceaușescu Romanya’sından kaçıp Batı Berlin’de sığınma hakkı almış, ama bir ülkeyi geride bırakmakla o ülkenin içinden çıkmak arasındaki farkı yaşıyor. Kopuk cümleleri, parçalanmış dikkati her an hissettiği ait olmama duygusunu vurguluyor. Bir evin kapısının önünde olmakla birlikte kentin ortasında olduğunu fark ettiği o an, vatandaşlığa kabul edildiği gün yaşanıyor. Müller’in cümleleri, bu tür anlarda bütün ağırlığıyla vuruyor insana.
Kitap boyunca Irene’in ilişki içinde olduğu insanlar da benzer şekilde ‘yerleşememiş� karakterler. Her biri farklı bir şekilde eksik, tam anlamıyla ‘yerinde� değil. Ve bu karakterler, Irene’in kendi yabancılaşmasını anlamasına da yardımcı oluyor, kimsenin tam anlamıyla ‘ait� olmadığı bir dünya kuruyor.
Sonlara doğru Irene, sokaktaki insanlarla daha çok iletişime geçmeye başlıyor, dış dünyayı daha farklı görüyor. Ama bu bir ‘çözüm� değil. Yabancılaşma hissi tamamen kaybolmuyor, sadece dönüşüyor. Kitabın sonunda en vurucu olan da bu zaten: Yabancılaşma bir noktada bitecek bir şey değil, ama insan onunla yaşamayı öğrenebilir.
Çağlar Tanyeri’nin çevirisi bazı yerlerde Müller’in dil oyunlarının yeterince iyi yansıtılmadığını düşündürüyor. Kelime oyunları tam olarak orijinaldeki hissi vermiyor olabilir. Özellikle "Heimat" gibi çok katmanlı kavramların aktarımında belirsizlikler var. Ayrıca bazı yerlerde de çevirinin özensiz yapıldığı hissediliyor. Belki arada birkaç "cevirenin notu" olsa daha iyi olabilirdi.
Sonuç olarak, Tek Bacaklı Yolcu, derinlikli bir iç yolculuk sunan belirsizlik duygusu uyandıran bir roman. Dili yoğun ve dikkat gerektiriyor. Herta Müller’in metnine tam anlamıyla girebilmek için kopuk cümleler, tekrar eden kelimeler ve çağrışımları içselleştirmek gerekiyor. Ama bunu yapınca ortaya çıkan şey, bir göçmenin, bir yabancının, bir başkasının hikâyesinden çok, insanın kendi varoluşunu sorgulamasına yol açan bir deneyim oluyor.
Herta Müller’in güçlü kalemi daha ilk sayfadan itibaren kendini hissettiriyor. Onun dilinde her kelime, her kırık cümle, her tekrar, hikâyenin ruhuna işlenmiş gibi. Tek Bacaklı Yolcu, okurun gelişigüzel okumasını kabul etmeyen, dikkat isteyen bir roman. Her satırda bir yabancılaşma var; ama her karakterin yabancılaşması farklı. Yoğun olarak kullanılan sembolizm konsantrasyon konusunda çok talepkar.
Ana karakter Irene, Ceaușescu Romanya’sından kaçıp Batı Berlin’de sığınma hakkı almış, ama bir ülkeyi geride bırakmakla o ülkenin içinden çıkmak arasındaki farkı yaşıyor. Kopuk cümleleri, parçalanmış dikkati her an hissettiği ait olmama duygusunu vurguluyor. Bir evin kapısının önünde olmakla birlikte kentin ortasında olduğunu fark ettiği o an, vatandaşlığa kabul edildiği gün yaşanıyor. Müller’in cümleleri, bu tür anlarda bütün ağırlığıyla vuruyor insana.
Kitap boyunca Irene’in ilişki içinde olduğu insanlar da benzer şekilde ‘yerleşememiş� karakterler. Her biri farklı bir şekilde eksik, tam anlamıyla ‘yerinde� değil. Ve bu karakterler, Irene’in kendi yabancılaşmasını anlamasına da yardımcı oluyor, kimsenin tam anlamıyla ‘ait� olmadığı bir dünya kuruyor.
Sonlara doğru Irene, sokaktaki insanlarla daha çok iletişime geçmeye başlıyor, dış dünyayı daha farklı görüyor. Ama bu bir ‘çözüm� değil. Yabancılaşma hissi tamamen kaybolmuyor, sadece dönüşüyor. Kitabın sonunda en vurucu olan da bu zaten: Yabancılaşma bir noktada bitecek bir şey değil, ama insan onunla yaşamayı öğrenebilir.
Çağlar Tanyeri’nin çevirisi bazı yerlerde Müller’in dil oyunlarının yeterince iyi yansıtılmadığını düşündürüyor. Kelime oyunları tam olarak orijinaldeki hissi vermiyor olabilir. Özellikle "Heimat" gibi çok katmanlı kavramların aktarımında belirsizlikler var. Ayrıca bazı yerlerde de çevirinin özensiz yapıldığı hissediliyor. Belki arada birkaç "cevirenin notu" olsa daha iyi olabilirdi.
Sonuç olarak, Tek Bacaklı Yolcu, derinlikli bir iç yolculuk sunan belirsizlik duygusu uyandıran bir roman. Dili yoğun ve dikkat gerektiriyor. Herta Müller’in metnine tam anlamıyla girebilmek için kopuk cümleler, tekrar eden kelimeler ve çağrışımları içselleştirmek gerekiyor. Ama bunu yapınca ortaya çıkan şey, bir göçmenin, bir yabancının, bir başkasının hikâyesinden çok, insanın kendi varoluşunu sorgulamasına yol açan bir deneyim oluyor.
Sign into Å·±¦ÓéÀÖ to see if any of your friends have read
Tek Bacaklı Yolcu.
Sign In »
Reading Progress
February 2, 2025
–
Started Reading
February 2, 2025
– Shelved
February 8, 2025
–
Finished Reading
February 13, 2025
– Shelved as:
²ú¾±³ú¾±³¾-²úü²âü°ì-³¦³ó²¹±ô±ô±ð²Ô²µ-ı³¾Ä±³ú